Brand Name

Blog

Dijital Transformasyon Eklenmiş Risk Olmadan Yaygınlığı Gerektirir

 

Dijital dönüşüm, geleneksel bilişim teknolojileri altyapısının ötesine geçiyor, profestonel ve kişisel yaşamlarımızın neredeyse her alanında yaygınlaşıyor.

Dizüstü bilgisayarları, akıllı telefonları, tabletleri, akıllı saatleri ve diğer dijital ürünleri taşıyoruz. Nesnelerin interneti (IoT) cihazlarını güvenlik kameralarından, arabalara, uçaklardan, gemilere, enerji sistemlerinden, üretim tesislerine, tıbbi tesislerden, evlerimize ve iş yerlerimize veri toplar.

Tüm bu cihazlardaki uygulamalar büyük miktarda veri toplar ve yayar. Veriler WAN'lar üzerinden kurumsal veri merkezlerine, bulutlara, SaaS, PaaS ve IaaS'a gider ve bu sadece bir başlangıçtır. Dijital dönüşüm daha yaygın hâle geldikçe, dijital ekosistem de bir o kadar yaygınlaşacak, bu öğelerin ayrılması neredeyse belirsiz olacaktır. Otomatikleştirilmiş işlemler, BT (IT) ekiplerinin tüketimlerini, fayda ve değerlerini kazanmalarını oldukça kolaylaştıracaktır.


Yaygın bağlantı yaygın risk ile gelir.

Tüm bu senaryoların altında yatan ve dijital dünyanın gölgesinde kalan her yeni bağlantı, bant genişliği dilimine karşı hassas bir saldırı yüzeyi haline geldiğinden, güvenlik sorunlarına karşı çaresiz kalır. Aynı zamanda, çevreyi güvence altına almak yepyeni bir anlam kazanıyor; kurumsal BT ise, bulut tarafından sınırlanan ve sürekli genişleyen bir ağ çevresine uzanıyor.

Kurumsal ağ kullanıcılarını uygulamalara göre segmente edip takip edecek kadar akıllı olması zorunlu olsa da, uygulama davranışı ve güvenilirliği ile ilgili veriler yeni sosyal medya ve IoT haline getiriliyor. Şunu düşünün: Her gün 2,5 milyon veri üretiliyor. 2017 yılında satışı 20 milyar dolara ulaşan ilgili cihazların satışı, Nesnelerin İnterneti'nin (IoT) toplu dağıtımları ile katlanarak artıyor ve 2022'ye kadar 29 milyar ilgili cihaz satışı olacağı tahmin ediliyor.

Hangi dijital dönüşümün gerçekleştirileceği göz önüne alındığında, özellikle ağ duvarı güvenliği ele alındığında, reaktif olamayabiliriz. Siber güvenlik saldırılarını önlemek için, proaktif olmalı, çok katmanlı güvenlik teknolojilerine sahip olmalı, dijital platformlara doğal yollardan dahil edilmeli ve güvenlik düzenlemeleriyle mümkün olduğunca otomatikleştirmeliyiz. Bunu yaparak, yaygın ağlarımıza, cihazlarımıza, uygulamalarımıza ve verilerimize ilişkili saldırı riskini azaltabiliriz.

Dönüşüm değişim demektir.

Kameralarda nesiller boyu kullanılan foto-filmin yerini dijital teknolojiler aldı. Aynı şekilde, uzun zamandır güvendiğimiz eski kurumsal WAN'lar, karmaşık, sağlam ve pahalı monolitik yapılardan; sayısız uygulama için güvenli, çevik ve uygun maliyetli teslimat araçları olan yazılım tanımlı WAN yapılarına doğru evriliyor.

Ancak dijital dönüşüm, hızlı hareket eden bir katalizör gibidir. Yani, hızına yetişebilecek kadar hızlı hareket eden teknolojilere ihtiyaç duyar. Yapay zeka ve makine öğrenimi, güvenlik tehditleriyle mücadele etmek için çok önemli olacak. Bugün, uzak bir konumdaki veya ofisteki BT güvenlik gerekliliklerinin büyük bir kısmı manuel olarak gerçekleştiriliyor. Güvenlik, ancak 24/7/365 optimizasyon ve uyarlanabilir güvenli politikaları çalıştıran makine zekası kullanılarak sağlanabilir. Tek tip yönetimin düzenlenmiş politikaları, sorunları daha hızlı çözebilir, tehditleri gerçek zamanlı olarak analiz edebilir ve risk-önleyicileri önceliklendirebilir.

[Kaynak]

LinkPlus, 1995 yılında kurulmuş ve bilgi teknolojileri alanında faaliyet gösteren bir firmadır.

LINKPLUS.COM.TR 2017 - Website Management: flatart